yaran internet cafe diyaloglari

-abi 15 numarayı 500 bin liralık açar mısın?

cocuk kufurleri

-manyak!
-sallanda sümüğüne bak.!

-sanane
-saman ye
-daha doymasan beni ye.
-ben kusayım sen ye.
-kaşık senden çatal benden..
vs..vs.. şeklinde iğreçleşen rikelme.

uyu memik oglan uyu

14 yaşında ölen memikoğlana dair yazılmış bir şiir ötesi ağıt.bir ağıt ama ne ölümünün etrafında toplanmış eş dostları tarafından haykırılmış, nede geçmişte torunları tarafından özlemle anılmış.memikoğlan kendi ölümüne yakmış bu ağıtı.ve hala livaneli dinlemeye devam eder ruhu.livaneli de iyi bürünmüş şiire, şiiri şarkılarında iyi esir etmiş sahip ve bu esiri dinleyen herkez aynı düşü aynı çocuğu görür.

ondört yaşım diken ile kaplanmış
göz ucuma karıncalar toplanmış
kurşun gelmiş kaşlarımın üstüne
alın yazım okur gibi saplanmış
uyu memikoğlan uyu
öte geçelerde büyü
dağı dağa kavuşturan ben idim
suyu suya eriştiren can idim
yükledim mi gece vakti kaçağı
karanlıkta ışılayan gün idim
uyu memikoğlan uyu
öte geçelerde büyü.

liseli kiz mantigi

arabalı sevgili, erkek arkadaş, öss, kız arkadaşlar,seks, büyümeyen memeler, yüzdeki sivilceler ve laylaylom gibi konular üzerine yürütülen mantıktır.

edit: liseli kız fantazisi olan arkadaşların eksilerine maruz kalan entry.

sozlugun ebesi

sanmaktayım ki, şu anda orgazm sigarası içmektedir.

kedi

aç kediye çörek attım. öyle hırsla baktı ve yedi ki : başka var mı diye döndü ve olmadığını görünce gözleriyle teşekkür etmeyi bildi. bununla beraber insan değildi, kediydi.

yeni aldığım kitaplar diyorlar ki ilk memeli hayvanlar yirmi kere daha aptalmış. şu halde kedi ileride insandan akıllı olacak demek.

ben kediyi hiçbir şeye benzetmem. kedi kedidir. çocukluğumda tanıdığım bazı kediler benimle oturup sokağı ve caddeyi seyretmesini bilirlerdi. havuza eğilerek benim gibi balık yakalamasını bilirlerdi. yalnız onlar bu balıkları çiğ yerlerdi. kediler en iyi dostum olmuslardır ve hiç canımı sıkmamışlardır.

kediye göre şüphesiz acaip bir yüzüm var, bir kere kulağım başımın yanında, kuyruğum yok ve ayak üstü duruyor, istediğim zaman derilerimi çıkartıyorum. bir kedi muhakkak ki bunu düşünüyor, sonra da kendilerinden yirmi misli büyük bir dev!.. acaba biz bizden yirmi kere büyük ve aklı da yine yirmi kere şeytanlıklara erer mahluklar içinde yaşasaydık onlarla dost olur muyduk?

benli bahri şehzade bir kedi idi ve tekinsiz konakta fakir kız bir lokma kendi yer, bir lokma ona verirdi ve benli bahri: "miyav!" derdi. bir gün kız onu takip etti, yedi senelik yolu bir saatte geçti, fakat bu sır faşolunca benli bahri artık kedi olamadı.

livorno

livorno takımının ve şehrinin artık kendisi kadar ünlü bir taraftar grubu var: brigate autonome livornesi (bal)/livorno otonom tugayları. ve onların öcülüğünde her pazar livorno tribünleri orak çekiçli bayraklarla, kapitalistlere ve onların faşist uşaklarına meydan okuyan pankartlarla süsleniyor. ancak, avrupa tribünlerinin komünist ve anti-faşist gençlerinin dikkatini, hayranlığını ve tezahüratlarını kazanan bu grubun başının, bu ünle birlikte derde girdiği anlaşılıyor. italyan burjuvazisi bu duruma daha fazla tahammül edemedi; 500 taraftarına stada giriş yasağı getirilmesi yetmezmiş gibi, yakın zamanda da provokasyonlarla bazı taraftarları tutuklandı. bu nedenle grup kendini, söylemde de olsa feshetmiş görünüyor. tribünlerdeki bu anti-faşist hava, saha içinde de karşılıksız değil. artık uluslararası anlamda da birçok taraftarın sevgilisi, bir liman işçisinin oğlu olan takım kaptanı cristiano lucarelli, aslında çok daha önceleri dikkatleri çekmişti; 21 yaş altı milli takımının maçında, attığı gol sonrası formasını çıkarıp altındaki che guavera tişörtünü gösterdiği ve bu nedenle milli takımdan uzaklaştırıldığı zaman& şimdilerde ise, livorno forması altında attığı gollerden sonra sıktığı yumruğuyla tribünlere koştuğunda, artık onbinlerce demekten çekinmeyeceğimiz hayran kitlesi onunla daha da bir coşuyor. futbol spikerlerinin deyimiyle, italyan futbolunun geç keşfettiği 32 yaşındaki futbolcu, aynı zamanda futbol sahalarında az sayıdaki devrimci-sosyalist sporcunun da sembol ismi durumunda.

bob marley

1981 yılında çok ama çok erken hayata gözlerini yumdu.
1978 yılında birleşmiş milletler ona barış madalyası verdi afrika insanına şarkıları ve felsefesiyle yardımlarından dolayı o gerçek bir efsaneydi,
reggae müziğin babası,kralı ve müziğin evrensel olduğunu ispat etmiş ufacık bir adadan dünya discoteklerine girmeyi başarmıştır.
üstad marleyi anlatmak kolaydır aslında çünkü yaptığı müzik müzikalite yönündende karmaşık ve orkestrasyon dalgalanmalar göstermeyen,ritmi ile sımsıcacık,felsefesi ilede insancıl vede bu prensibe dayanan siyasaldır
peki reggae müzik türü nedir diye araştırdığımızda karşımıza çok sade ve anlaşılır bir ifade gelir jamaika köklü,çıkışlı vede belirli bir felsefesi olan müzik türü olarak anlatılır adadan çıkıp dünyaca ünlü olduğu yıllar 1970 lerdir.
ben bob marley ile peter tosh u hiçbir zaman hayranlığımda ayır etmedim her iki dev örneğide dinledim fakat baştan söyliyeyim ben bir klasik reggae dinliyecisiyim hiçbir zaman su katılmış zenginleştirilmiş örneklerini dinlemedim bu bende olmazsa olmazlardandır.
onun ritmini beyninizde yakalamak ve ayak uydurmak için geleneksel çizgilerine ihtiyaç vardır mis gibi okyanus kokar marley hafiften mayışma vücut diliyle ifadeleri beraberinde getiren tını ancak klasik reggae de olur
şarkılarında basit bir içerik vardı.
"catch a fire"ı 1972
1973 "burnin"
1975'te "natty dread"
1975 "live"
vee ve o muhteşem eseri "get up, stand up"
ben şimdi en azından bazılarınızı duyar gibiyim eleştirisel yaklaşımlar ve müzikalite kaosundan bahis edilecek yoo zahmet buyurmayın

ben kendimi müzik diliyle anlatayım

nevzat atlığ yönetimdeki devlet klasik türk müziğini şöyle oturup bir saat dinlerim,rahmaninov'un mi minör 2. senfonisi'ni aynı lezzetle götürür hazır klasik müzik içindeyken üzerine birde çaykovski'nin re majör keman konçertosu dinlerim bunların hemen ardından mustafa yıldızdoğandan türkiyemi dinlemek beni hiç rahatsız etmez yada bülent ersoydan biz ayrılamayız yada müslüm gürsesten yürü kervanlarımı dinlemek. cat steven yada behiye aksoy...
aynı şeyi söylerler dostlarım müziğin yada hertürlü sanatın delip geçen evrensel dili.

inkita

bir alkım saygın şiiridir.

dur sevdiceğim dur,
öpme beni kulaklarımdan;
hâlâ dururken filistinli çocukların çığlıkları kulağımda,
ben nasıl kendimi sana teslim edeyim..

dur sevdiceğim dur,
öpme beni yanaklarımdan;
hâlâ gözümün önünden gitmezken yanaklarındaki şişler,
ben nasıl kendimi sana teslim edeyim..

dur sevdiceğim dur,
öpme beni alnımdan;
çalının köpekleri alnımıza kara çalarken,
ben nasıl kendimi sana teslim edeyim..

zeki yakisikli seksi zengin karizmatik erkek

<bkz: kayıp aranıyor>

yaran youtube yorumlari

having a computer is more than enough nowadays to earn money online legally. ıt is simple, i made 5500$+ last month.

spuso(.)com

zsgaxe qrzetie qywkzkzov qfwsa rsprqu gmfkf peenaom oahwrm jmcafrsv ycyene cjwpjlcv ddwuppdcr ijxew gvauzswjp tapozs vmhlqkdv nswjodfp eivnxihxx


öykü ve berk gürman başlığı altına yazılmış. reklamda sınır tanımamak buna denir.

sozlukte ornek alinacak yazarlar

bir nevi sözlük abileri ablaları. çaylaklara ya da şöyle diyelim acemi yazarlara sözlük konseptlerini doğru bir şekilde öğreterek yol gösteren ve bonus(!) olarak da kendilerine has yazım tarzları olan yazarlardır.

-sozlukte ornek alinacak kisi hanginiz?!!
-ben!
-hayir ben!
-hayir ben!

her kisi niyetine

transseksuel cenazesinde kullanilasi laftır efendim.
normali er kişi niyetine dir.
(merhumenin operasyon oncesi erkek hayati da yasanmamis sayilamaz ya).

ender gelisen udinese ataklari

yazılarını okurken kendimi bir gazetenin baş yazarını okuyor gibi hissediyorum. sade bir üslûbu var. duyarlılığını ise yazmaya gösterdiği özenle birlikte bizlere sunuyor. ayrıca kendisine "merhaba" denilince bu merhaba'ya içtenlikle yanıt verebilen biri.geçtiği yerlerde ayık genç kız bırakmayan yazar.kitle imha insanı.

ugur mumcu

belki, uğur mumcu'ya 15. ölüm yıldönümünde hediye niyetine çok sevdiği nazım'dan bir kuple...
nasıl...
ve nerede ölürsek ölelim,
seninle biz
birbirimizi
ve insanların en büyük davasını sevebildik
-dövüştük onun uğruna-
"yaşadık"
diyebiliriz...

evindar im

bir de brindarım vardır ki, dertsiz bünyeyi dertlendirir.
yaralıyım...

ugur mumcu

bugün içimden hiçbir şey yazmak gelmiyor...
ama biliyorum ki yazmam gerekiyor...
çünkü farkındayım ki uğur mumcu için, gönülden kaleme yazı yazacakların sayısı çok azaldı bu ülkede...
"bütün renkler aynı hızla kirleniyorlar...
birinciliği beyaza verdikleri..." gibi, hızlı bir şekilde her taraftaki köşebaşları uğur mumcu'nun tam zıddı insanlar tarafından doldurulmakta bugün...

uğur mumcu nazım'ın "hürriyet kavgası" isimli şiirini çok severdi...
"yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler,
dalga dalga aydınlık oldular...
yürüdüler karanlığın üstüne.
meydanları zaptettiler yine...
beyazıt'ta şehit düşen,
silkinip kalktı kabrinden
ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını
yıktı şahmeran'ın mağarasını.

artik kisa cumleler kuruyorum

<bkz: konustuğun hata>

erken bosalma bahaneleri

-beni o kadar heyecanlandirdin ki oyle boyle diil..
-şeyimden kaçtı.

-hayrola erkencisin.
-eooo...kısa yoldan geldim.

cok guzelsin

bir bayanın tipini, durumunu beğenme olayı... bayana güzel,erkege yakışıklı denir... nasıl olacağını merak eden gelip bana da bakabilir. *